İsraf ve savurganlık
    يَابَنِى اَدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ تُسْرِفُوا اِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِين
Sahip olduğumuz maddi ve manevi imkânların gereksiz şekilde harcanmasına savurganlık(İsraf) denir. Buna göre bir kişinin para veya malını yerli yersiz harcaması, zamanını boşa geçirmesi savurganlıktır.
"İsraf" da savurganlıkla aynı anlama gelir. Çok iyi bildiğimiz ama uygulamasını ciddiye almadığımız bir ayeti okumak istiyorum. Bu ayete dikkatinizi çekmek istiyorum.

Ey Âdemoğulları! Her namaz yerinde ziynetinizi alın (namazlarınızda temiz elbiselerinizi giyinin), yiyin, için, fakat isrâf etmeyin! Çünkü O, isrâf edenleri sevmez. [A'raf 31]. diğer bir ayeti de burada okumak istiyorum bu ayet de, israf edenlerin kimin kardeşi olduğunu göreceksiniz.

(Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır...") [İsra 26, 27]

Sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Beş şey gelmeden önce, beş şeyin kıymetini biliniz;
a. Ölüm gelmeden önce hayatın,
b. Hastalık gelmeden önce sağlığın,
c. Yaşlılık gelmeden önce gençliğin,
d. Yoksulluk gelmeden önce zenginliğin,
e. Dar vakit gelmeden önce geniş zamanın."

Yine bir hadisi şeriflerinde Peygamberimiz(s.a.v.)
Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:
1- Ömrünü nerede geçirdiğinden?
2- İlmi ile nasıl amel ettiğinden?
3- Malını nereden kazanıp nereye harcadığında?
4- Bedenini nerede yorduğundan, (yıprattığından)? Tirmizi

Müminin her işi hayırlıdır, güzeldir, faydalıdır. Şu halde Cenabı Allah'ın lütfu ile verilen nimetleri, gerek kendimiz kullanırken ve gerekse başkalarının istifadesine sunarken israf etmemeye dikkat etmeliyiz. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de Rabbimiz israf edenleri sevmediğini, saçıp savuranların ise şeytanların kardeşleri sayıldığını belirtmektedir.
Harcamalarımızda ne israf, ne de cimrilik olmayan orta yolun takip edilmesi istenmiştir. Böylece tabiattaki denge korunacak, toplumlar nimet ve rızıklardan adaletle, makul bir şekilde istifade edeceklerdir.
 

Nitekim Furkan Suresi 67. ayetinde müminlerin güzel vasıfları belirtilirken şöyle buyrulmaktadır. "Onlar (yani müminler), harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik. İkisi arasında, orta bir yol tutarlar"
Ne yazık ki millet olarak israftan kaçınabildiğimiz söylenemez. Özellikle, çöpe atılan ekmeklerden tutun da kamu malları, doğal kaynaklar, elektrik, su ve zaman gibi sayısız değerlerimizi israf etmekteyiz. Hâlbuki yeryüzünde hiçbir kaynak ve imkân sınırsız değildir.
 

Türkiye'de ciddi bir ekmek israfı yapılıyor. Türkiye genelinde 5 milyon ekmek çöpe atılıyor. Bu senede 200 tane hastane, okul yapıyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in bir akarsudan abdest alırken bile israf edilmemesi yönündeki öğütleri bunun ne kadar anlamlı olduğu asrımızda çok daha iyi anlaşılmaktadır.

İsrafından en çok kaçınmamız gereken değerlerin başında "zaman" gelir. Akıp giden zamanın geri getirilmesinin asla mümkün olmadığını biliriz. Aslında Cenabı Hakkın bahşettiği görünen ve görünmeyen bütün imkânlar aynı zamanda birer imtihan konusudur. Bunların israf edilmesi büyük bir vebaldir.

Bizlere düşen İsrafın, /savurganlığın) zararlarını bilmek, düşünmek ve İsrafa sebep olan şeylerden kaçmaktır. Yukarıda verdiğim ayeti önemine binaen tekrar okumayı istiyorum;
 

(Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır...") [İsra 26, 27]
Yüce Rabb'ım bizi saçıp savuran ve aynı zamanda şeytanın kardeşleri olmaktan korusun. Amin.
 
 

Gönderen Mustafa ARI 046
Yayın tarihi 14/03/2013
Facebookta paylaş Twitterda Paylaş